<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085</id><updated>2011-11-27T16:29:30.728-08:00</updated><title type='text'>Hipertansiyon Nedir</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Sağlık Hastalık</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17871081761873670541</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085.post-8758681731843077271</id><published>2010-12-18T02:51:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T02:51:04.041-08:00</updated><title type='text'>Yüksek tansiyon 40 yaş üstünü vuruyor</title><content type='html'>&lt;h2 class="spot"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Akdeniz Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalınca  yapılan araştırmada 40 yaş üstü erkeklerin yüzde 42.9'unda, kadınların  da yüzde 34.5'inde yüksek tansiyon görüldüğü belirlendi.&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1RaWffHFRL4/TQySAAcsBiI/AAAAAAAAADw/ekOgKM--yrA/s1600/573372_detay.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_1RaWffHFRL4/TQySAAcsBiI/AAAAAAAAADw/ekOgKM--yrA/s1600/573372_detay.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span id="news-detail-body"&gt;Akdeniz  Üniversitesi (AÜ) Halk Sağlığı  Anabilim Dalı araştırma görevlisi Dr.  Hakan Erengin, tıp fakültesi son  sınıf öğrencilerinin katkılarıyla  Antalya'da sağlık ocaklarına başvuran  40 yaş üzeri 1000 kişi üzerinde  yüksek tansiyonun görülme sıklığına  ilişkin bir araştırma yaptıklarını  söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek tansiyon  rahatsızlığının görülme sıklığının  yaşla birlikte arttığına dikkati  çeken Erengin, araşırmaya katılan 40-49  yaş arasındaki vatandaşların  yüzde 29.5'inde, 50-59 yaş arasındakilerin  yüzde 48.6'sında yüksek  tansiyon belirlendiğini belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erengin,  araştırma sonucuna  göre 40 yaş üstündeki erkeklerin yüzde 42.9'unda,  kadınların ise yüzde  34.5'inde yüksek tansiyon görüldüğünü  belirlendiğini ifade ederek  ''Yüksek tansiyonunun en fazla görüldüğü yaş  50 üzeridir. Erkeklerde  tansiyon oranın kadınlardan yüzde 8 daha fazla  olduğunu görmekteyiz.  Bunun nedeni, erkeklerde obezite oranın kadınlara  göre daha yüksek  olması olabilir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;''YÜZDE 30'U  HASTA OLDUĞUNU BİLMİYOR''&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya  katılanların yüzde  30'unun yüksek tansiyon hastası olduklarını  bilmediklerini anlatan  Erengin, yüksek tansiyon hastası olduğunu  bilenlerin yüzde 51'inin ise  tedavi görmelerine rağmen tansiyonlarının  hala yüksek çıktığını  kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erengin, eğitim seviyesiyle  yüksek tansiyon görülme  sıklığı arasında anlamlı bir ilişki  bulunduğunun dile getirerek,  ''Araştırmada eğitim seviyesi arttıkça  hipertansiyon görülme olasılığı  yüzde 7 oranında düştü'' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi  durum kötüleştikçe,  hastalık çıkma oranın ve kronik hastalıklara  yakalanma oranın  yükseldiğine dikkati çeken Erengin, ''Kronik hastalığı  olanlarda  hipertansiyon oranı yüzde 35,2'yken, kronik hastalığı  olmayanlarda bu  oran yüzde 47.5 Bunun sebebi kronik hastalığı olan  kişilerin,  hipertansiyon yönünden daha iyi takip edilmeleri ve  tedavilerini daha  düzenli almaları olabilir'' diye konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erengin, hipertansiyon  riskinin azaltılması için şu önerilerde bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bu  riski  azaltmaya yönelik halkın bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor.   Ebelerin saha çalışmalarında, erişkinlere tansiyon hakkında bilgi   vermesi ve tansiyonlarını ölçmesi gibi bir uygulamaya geçilebilir.   Ayrıca erişkinlere belirli periyotlarla tansiyonlarını ölçtürmeleri   önerilip yeni vakaların erken teşhis edilmesi sağlanabilir. Tedavi   hakkında yazılı ve sözlü açık talimatlar verilmeli, mümkünse alınacak   ilaç sayısını azaltarak tedavi basitleştirilmeli, hastalara ilişkin   bilgi ve tedavi planları hastanın eşi veya ailesiyle de   paylaşılmalıdır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erengin, toplumsal bir sağlık sorunu olan   hipertansiyonun uygun tanı ve tedavisinde birinci basamak hekimlerine   önemli görevler düştüğünü sözlerine ekledi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4134921687851628085-8758681731843077271?l=hipertansiyonnedir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/8758681731843077271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/12/yuksek-tansiyon-40-yas-ustunu-vuruyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/8758681731843077271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/8758681731843077271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/12/yuksek-tansiyon-40-yas-ustunu-vuruyor.html' title='Yüksek tansiyon 40 yaş üstünü vuruyor'/><author><name>Sağlık Hastalık</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17871081761873670541</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1RaWffHFRL4/TQySAAcsBiI/AAAAAAAAADw/ekOgKM--yrA/s72-c/573372_detay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085.post-6580845096480579597</id><published>2010-08-06T07:34:00.000-07:00</published><updated>2010-08-06T07:34:41.376-07:00</updated><title type='text'>Hipertansiyon nedir tedavisi hastalığı</title><content type='html'>&lt;span id="contextual"&gt;&lt;strong&gt;Hipertansiyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kan dolaşımının sağlanması için bir Basınç gereklidir. Bu Basıncın normalden fazla olmasına Hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise YÜKSEK TANSİYON'dur. Kan Basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır; Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) ve &lt;adklik id="adklik0"&gt;Küçük&lt;/adklik&gt;  tansiyon (diyastolik kan basıncı). Kalbin kasılması sırasında ölçülen  kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan  basıncı ise &lt;adklik id="adklik1"&gt;küçük&lt;/adklik&gt; tansiyondur. Hem büyük  tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması  HİPERTANSİYON'dur. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan  birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon  gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir. Bu konu  unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği  önemsememektedir; bu çok yanlıştır. Hipertansiyon çok yaygın bir  hastalıktır. Hipertansiyon kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal  bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı  yüksekliğinin farkında olmaması, Hipertansiyonun  önemini artırmaktadır. Toplumdaki 5-6 erişkinden birinde kan basıncı  yüksekliği vardır. Hipertansiyon değişik böbrek, kalp, damar  hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına &lt;adklik id="adklik2"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha sık rastlanır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirtiler&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Hipertansiyonun başlıca belirtileri baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, burun kanaması, &lt;adklik id="adklik3"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece  uyurken uykudan kalkıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir. Kan Basıncının çok yükseldiği durumlarda, çift görme, dilde peltekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma olabilir. Bu belirtilerin hiçbirisi Hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir. Ancak hastaların &lt;adklik id="adklik4"&gt;önemli&lt;/adklik&gt; bir kısmında hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda hipertansiyon tanısı, sadece kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle hipertansif olmasa bile tüm hastalar, yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kan basıncı ölçümü&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Kan basıncı pratikte sfigmomanometre diye isimlendirilen tansiyon Aleti  ile ölçülmektedir, en yaygın 2 tip; civalı ve aneroit manometrelerdir.  Genel olarak, civalı manometrelerin aneroit manometrelere göre bakımı,  daha &lt;adklik id="adklik5"&gt;kolay&lt;/adklik&gt; ve hassasiyeti daha fazladır.  Aneroit manometreler daha pratiktir ve kırılma tehlikesi yoktur.  Piyasada klasik civalı veya aneroit manometrelerden farklı olarak çok  sayıda &lt;adklik id="adklik6"&gt;otomatik&lt;/adklik&gt; ve yarı otomatik  sfigmomanometreler satılmaktadır. Genel olarak, bu cihazların çoğu,  standart civalı manometrelerden daha pahalı olmalarına karşın onlar  kadar hassas değildir. Parmak ucundan kan basıncı ölçen cihazların daha  az hassas olduğu unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı bir kan basıncı ölçümü yapılabilmesi için aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1. Hasta, kan basıncı ölçümünden yarım Saat önce egzersizden kaçınmalı, birşey yememeli, kafein almamalı ve sigara içmemelidir. Hasta en az 5 Dakika istirahat etmelidir. &lt;br /&gt;2. Basıncın ölçüldüğü kol, dördüncü interkostal aralığın (kaburgalar  arası aralık) sternum (göğsün önünün ortasındaki kemik) ile birleştiği  yerde yatay olarak aynı düzlemde bulunmalıdır ve kasılmayı engellemek  için kol desteklenmelidir. &lt;br /&gt;3. Koldan tüm giysiler çıkarılmalıdır. &lt;br /&gt;4. Brakiyel arter (kol ön yüzünde ve dirseğin 2-3 cm yukarısındaki  atardamar) elle hissedilmeli ve manşon süratle nabzın kaybolma  noktasının 30 mm Hg üzerine kadar şişirilmeli ve daha sonra yavaşça  boşaltılmalıdır (Her kalp atımında veya saniyede 2-3 mm Hg hızla). &lt;br /&gt;5. Steteskop brakiyel arterin üzerine yerleştirilmelidir. Steteskop  sıkıca ve dengeli bir biçimde tutulmalı fakat aşırı basınç  uygulanmamalıdır. &lt;br /&gt;6. Basınçlar en yakın 2 mm Hg'ya göre kaydedilmelidir. Hem büyük hem &lt;adklik id="adklik7"&gt;küçük&lt;/adklik&gt; tansiyon kaydedilmelidir. Örneğin; 146 / 88 mm Hg gibi. &lt;br /&gt;7. İlk ölçümde hipertansiyon tanısı koymaktan kaçınılmalıdır. Sistolik kan basıncı, Gün  boyunca 100 mm Hg'ya kadar değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle  hipertansiyon tanısı koymadan veya tedaviye başlamadan önce, değişik zamanlarda  en az 2 kez daha ölçülmelidir. Pratikte tanı veya tedavi ile ilgili  kesin yargıya varmadan önce, kan basıncı, haftalar hatta aylar süren  dönemlerde, tekrar tekrar ölçülmektedir. Ancak ilk ölçülen kan basıncı  değeri, 210 / 120 mm Hg'dan fazla ise hipertansiyon kabul edilmelidir. &lt;br /&gt;8. Pratikte, sağ veya sol koldan kan basıncı ölçülmesi önem taşımaz  ancak kan basıncı ilk muayenede her iki koldan da değerlendirilmelidir.  Tekrarlayan üç ölçümde, eğer sistolik/diyastolik kan basıncında 20 / 10  mm Hg'dan fazla farklılık olursa, eş zamanlı ölçüm yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tanım ve sınıflandırma &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyonun tanımı ve sınıflandırması; ülke, zaman  veya araştırmacıya göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak,  sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) 14 cm Hg (140 mm Hg) ve  diyastolik kan basıncının (&lt;adklik id="adklik8"&gt;küçük&lt;/adklik&gt; tansiyon)  9 cm Hg'dan (90 mm Hg) yüksek olması hipertansiyon olarak kabul edilir.  Daha önce mevcut olan hafif-orta hipertansiyon gibi tanımlar,  hipertansiyonun &lt;adklik id="adklik9"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açtığı hedef organ  hasarı riskini saptamada yetersiz kaldığı için yeni bir hipertansiyon  tanım ve sınıflandırması yapılmıştır. Hipertansiyonun tanım ve  sınıflandırılması yapılırken günümüzde risk faktörleri de  değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nedenleri&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Hipertansiyonun nedeni, % 90-95 hastada bilinmemektedir (primer Hipertansiyon,  esansiyel hipertansiyon) yani bilinen bir hastalığa bağlı değildir.  Yüzde 5-10 hastada ise hipertansiyon başka bir hastalığa bağlıdır  (sekonder hipertansiyon). Hipertansiyona &lt;adklik id="adklik10"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açan hastalıkların &lt;adklik id="adklik11"&gt;önemli&lt;/adklik&gt;  kısmı böbrek kaynaklıdır. Endokrin (hormonal) sebepler ise önemli diğer  bir grubu oluşturmaktadır. Bu hastalıkların önemli bir kısmının tedavi  edilebilir nitelikte olması, hastalıkların tedavisi ile de  hipertansiyonun kalıcı tedavisinin mümkün olması her hastanın sekonder  hipertansiyon açısından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hipertansiyon gelişiminde Tuzun ve böbreklerin önemi&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Hipertansiyon gelişiminde, tuzun çok büyük önemi vardır. Bazı  insanlarda, böbreğin tuz (NaCl) atma kapasitesi sınırlı olabilir ve  gereğinden fazla tuz alınması, hipertansiyonun ortaya çıkmasına veya  hipertansiyonun tedavisinde başarısızlığa &lt;adklik id="adklik12"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  açabilir. Gerek hayvan deneyleri gerekse insanlar üzerinde yapılan  çalışmalar, hipertansiyon gelişiminde, tuzun rolünün olduğunu  ispatlamıştır.&lt;br /&gt;Böbreklerin hipertansiyon gelişimindeki rolü çok önemlidir. Hipertansiyonu  olan bir hastada, % 5 olasılıkla bir böbrek hastalığı vardır. Bu  nedenle, tüm hipertansif hastalar böbrek hastalıkları yönünden  incelenmelidir. Bu amaçla, basit bir idrar incelemesi bile çoğu zaman  yeterlidir. Hipertansiyonu olan bir hastada, böbrek hastalığının  saptanması, böbrek hastalığının erken tanısına ve tedavisine de olanak  sağlar. Zaten böbrek hastalığına bağlı bir hipertansiyon söz konusu ise,  böbrek hastalığı tedavi edilmeden hipertansiyonun kontrol Altına alınması çok zordur. Bazı durumlarda, hipertansiyon da böbrek hastalığına &lt;adklik id="adklik13"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  açabilir; "hipertansiyon mu önce olmuştur böbrek hastalığı mı önce  olmuştur" bunu ayırmak zor olabilir. Bu durum, aynen "tavuk mu önce  olmuştur yumurta mı önce olmuştur" ayırımı gibi karmaşık bir hal  alabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hipertansiyonun vücuda verdiği zararlar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsan vücudunda, tüm organ ve dokuları besleyen damarlar bulunur.  Hipertansiyon, kan damarlarında basıncın artması durumudur. Evimizdeki  musluklara Suyu taşıyan Su borularındaki gibi bir Basınç, tüm damarlarda mevcuttur. Nasıl su borularında basınç artışı, tıkanma ve patlamalara &lt;adklik id="adklik14"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  açarsa, hipertansiyon da damarlarda patlamalara ve tıkanmalara yol  açar. Tüm organ ve dokularda damar olduğu için hipertansiyon tüm vücudu  etkileyebilir. Hipertansiyondan  en çok etkilenen organlar; kalp, beyin, böbrekler, büyük atardamarlar  ve gözlerdir. Hipertansiyon bu organları etkileyerek kalıcı sakatlıklara  ve ölümlere yol açabilir. Hipertansiyonun vücuda verdiği başlıca  zararlar, aşağıda özetlenmiştir: &lt;br /&gt;1. kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (koroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma (kalp krizi) &lt;br /&gt;2. Beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma &lt;br /&gt;3. Böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma &lt;br /&gt;4. Görme azalması ve körlük &lt;br /&gt;5. Büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemelerin yırtılması, bu  damarlarda tıkanma. Bunların sonucu, kangren veya ani kanamalara bağlı  ölüm gelişir. &lt;br /&gt;Hipertansiyonun vücuda verdiği bu zararlar, hastaların moralini  bozmamalıdır. Hipertansiyon tedavi edilebilir bir hastalıktır ve yeterli  tedavi ile bu zararlar minimuma indirilebilir. Hipertansiyon zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilirse, yukarıda sayılan hastalıklar ve bunlara bağlı ölümler önlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hipertansif hasta nasıl değerlendirilmelidir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyon tanısı almış bir hasta değerlendirilirken 3 konuya dikkat edilmelidir. &lt;br /&gt;1. Hipertansiyon yaratan başka bir hastalık (böbrek hastalığı, hormonal  hastalık...) olup olmadığı yani sekonder bir hipertansiyon  araştırılmalıdır: Hastaların % 10'undan azında hipertansiyona &lt;adklik id="adklik15"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açan, % 5'inden azında ise düzeltilebilecek bir hastalık saptanabilir. &lt;br /&gt;2. Hipertansiyonun vücuda vermiş olduğu hasar ve eşlik eden diğer  hastalıklar saptanmalıdır. Bu saptama, hem hastanın geleceğinin  belirlenmesinde hem de tedavi seçiminde yardımcı olur. &lt;br /&gt;3. Diğer kardiyovasküler risk faktörleri incelenmelidir: Hipertansiyon,  kardiyovasküler ölüm ve sakatlıklara yol açan bir kardiyovasküler risk  faktörüdür, bu nedenle diğer kardiyovasküler risk faktörleri incelenmeli  ve mümkünse düzeltilmelidir. &lt;br /&gt;Hipertansif hastalarda, kardiyovasküler risk faktörlerinin  değerlendirilmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel  noktalarından birisidir. Hipertansif hastalarda, hipertansiyon dışındaki  kardiyovasküler risk faktörlerine de sık rastlanır ve bu  kardiyovasküler risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kardiyovasküler  kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır. Günümüzde,  hipertansiyon tanım ve sınıflandırmasında da, kardiyovasküler risk  faktörlerinin önemi giderek artmaktadır. &lt;br /&gt;Hipertansiyon, her yaş, cins, ırk için &lt;adklik id="adklik16"&gt;önemli&lt;/adklik&gt;  bir kardiyovasküler risk faktörüdür ve hem sistolik hem diyastolik  hipertansiyonun şiddeti arttıkça kardiyovasküler risk artmaktadır.  Hipertansiyon tedavisi ile kardiyovasküler risk azalmaktadır. Lipid  (yağ) metabolizması bozuklukları majör ve düzeltilebilir kardiyovasküler  risk faktörlerinden birisidir. Şişmanlık ile koroner arter hastalığı  arasındaki ilişki birçok çalışmada gösterilmiştir. Yetersiz egzersiz  kardiyovasküler riski arttırır. Diyabetes mellitus (şeker hastalığı) iyi  bilinen bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Ayrıca diyabetik  hastalarda lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, hipertansiyon,  şişmanlık gibi diğer kardiyovasküler risk faktörleri de sıktır. Sigara,  koroner arter hastalığı sıklığını arttırdığı gibi diğer kardiyovasküler  risk faktörlerinin etkisini de arttırır. Sigara içimi, Türkiye'deki en  önemli sağlık problemlerinden birisidir ve ne yazık ki kullanımı giderek  yaygınlaşmaktadır. Sigaranın bırakılması ile koroner arter hastalığı  riski azalır ve bu azalma 12 Ay sonra en belirgin hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Hipertansiyon tedavisinde temel amaç, hedef organ hasarını önleyerek  sakatlık ve ölümleri azaltmaktır. Öncelikle mevcut olan diğer  kardiyovasküler risk faktörleri ve hedef organ hasarları tedavi  edilmelidir. Sekonder hipertansiyon olan hastalarda yani hipertansiyonu  başka bir hastalığa bağlı olan hastalarda hipertansiyona &lt;adklik id="adklik17"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  açan hastalık tedavi edilmelidir. Hipertansiyonun nedeni saptanamaz ise  kan basıncı, hastaların yaşam düzeni değiştirilerek veya ilaçla  düşürülmelidir. Hastalarda yaşam düzeninin değiştirilmesi (ilaçsız  tedavi) kesinlikle ihmal edilmemelidir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hipertansiyon tedavisi planlanırken tartışılan iki konu şunlardır:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;1. Hangi kan basıncı değerlerinde antihipertansif ilaç başlanmalıdır. Kan basıncı sistolik (büyük) 160 mm Hg veya diyastolik (&lt;adklik id="adklik18"&gt;küçük&lt;/adklik&gt;)  100 mm Hg'nın üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen  başlanmalıdır. Üzerinde tartışılan değerler, sistolik kan basıncı (büyük  tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon)  için 90-100 mm Hg'dır. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı  düşürüldükçe, kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır.  Birleşik Ulusal Komite'nin (Joint National Committee, JNC) 6. raporu ve  Dünya Sağlık Örgütü'nün ( World Health Organization) bu konudaki  görüşleri farklı olmakla birlikte birbirine benzer. Genel eğilim,  hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri varsa, sistolik kan  basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı  (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg değerlerinde de ilaç tedavisine  başlamaktır. &lt;br /&gt;2. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı hangi sınırlara düşürülmelidir&lt;br /&gt;Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe kardiyovasküler  risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Belli bir diyastolik kan  basıncı değerine ulaşıldıktan sonra, kan basıncının daha da düşürülmesi,  kardiyovasküler hastalık riskini arttırmaktadır. Günümüzdeki  bilgilerle, kan basıncının çok düşürülmesi sakıncalı olabilir. Bu konuda  doktor karar vermelidir.&lt;br /&gt;Birleşik Ulusal Komite'nin 6. raporuna göre, kan basıncı, kesinlikle  140/90 mm Hg'nın altına düşürülmelidir. Kan basıncı, 140/85 mm Hg'ya  indirilebilir ancak daha fazla düşürülmesinin yararı belirsizdir.&lt;br /&gt;Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre ise kan basıncı, yaşlılarda 140/90  mm Hg'nın altına, gençlerde ise 120-130/80 mm Hg'ya indirilmelidir.&lt;br /&gt;Diyabetik hastalarda (şeker hastalarında), kan basıncı 130/85 mm  Hg'nın altına indirilmelidir. Böbrek hastalığı olan hastalarda, kan  basıncı daha da aşağı değerlere düşürülmelidir. Bu değerler konusunda,  hastaların doktorlarına başvurmaları gereklidir.&lt;br /&gt;İlaçsız tedavi yani yaşam düzeninin değiştirilmesi, kan basıncı  yüksekliğini kontrol etmenin yanısıra hipertansiyonunun önlenmesinde de  yararlıdır. Hastalar, ilaçsız tedaviyi kesinlikle ihmal etmemelidir.  Şişmanlık, şeker hastalığı veya kanında yağı yüksek (hiperlipidemi) olan  hastalarda, yaşam düzeninin değiştirilmesinin önemi daha da artar.  Yaşam düzeninin değiştirilmesi, hipertansiyonu tek başına kontrol  edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da  olanak sağlar. &lt;br /&gt;Diyetle tuz alınımının Günde  100 mmol'ün (6 gram NaCl [tuz]) altına düşürülmesinin kan basıncını  düşürdüğü, birçok çalışmada gösterilmiştir. Yaşlı, diyabetik (şeker  hastaları) veya hipertansif hastalarda, diyette tuz kısıtlamasının kan  basıncını düşürücü etkisi, daha belirgindir. Diyetle tuz kısıtlaması,  kan basıncı kontrolünü kolaylaştırır, antihipertansif ilaç ihtiyacını  azaltır ve kalp büyümesini geriletebilir. Diyette tuz kısıtlaması yapmak  için gerekenler tuzsuz Ekmek kullanılması, yemek pişirilirken tuz atılmaması, sofraya konulmuş yemeklere, tadına bile bakmadan tuz atma alışkanlığının terkedilmesi ve &lt;adklik id="adklik19"&gt;gıda&lt;/adklik&gt; seçiminde gıdaların tuz içeriğine bakılmasıdır. Doktora danışmadan yapay tuz kullanmak zararlı olabilir. Bunun 2 nedeni vardır; &lt;br /&gt;1. Yapay tuzlarda, sınırlı da olsa tuz bulunabilir. &lt;br /&gt;2. Bazı antihipertansif ilaçlarla yapay tuzların birlikte kullanılması, sakıncalı olabilir. &lt;br /&gt;Şişman hastalar mutlaka zayıflatılmalı ve ideal kiloya  getirilmelidir. 4-5 kilo kaybı bile kan basıncı kontrolünü  kolaylaştırabilir. Şişman hastalar en az 10 kg zayıflatılmalıdır.  Kilonun kontrol altına alınması, yağ metabolizması bozuklukları veya  diyabetes mellitus (şeker hastalığı) gibi diğer kardiyovasküler risk  faktörlerin de kontrol edilmesini kolaylaştırır. &lt;br /&gt;Düzenli aerobik egzersiz (yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme vb.)  kilo kaybını hızlandırır, kan basıncı kontrolunu kolaylaştırır,  kardiyovasküler riski ve mortaliteyi azaltır. ağırlık  kaldırma, vücut geliştirme gibi izotonik egzersizlerden kaçınılmalıdır.  Egzersiz sıklığı haftada en az 3 kez, tercihen 5 kez, 30-45 dakika  süreli olmalıdır. Egzersizin 2 hafta bırakılması, olumlu etkisini  ortadan kaldırır. Kalp hastalığı gibi sorunları olanlar egzersiz  programına başlamadan önce, doktor kontrolünden geçmelidirler. Hastalar Araba kullanmaktansa toplu taşım araçlarını kullanmalı, kısa mesafelerde yürüyüş yapmalı, Asansöre binmektense yürümelidir. Günlük yaşantıda, fiziksel aktivite arttırılmalıdır. &lt;br /&gt;Sigara kesinlikle bırakılmalıdır. Her sigara, kan basıncını anlamlı  derecede yükseltir. Sigara, antihipertansif tedavi ile sağlanan  kardiyovasküler risk korunmasını da azaltır. Sigara ayrıca koroner arter  hastalığı, inme (felç), subaraknoid kanama (beyin kanaması), kanser,  ani ölüm ve akciğer hastalığı riskini arttırır. Sigaranın bırakılmasının  kan basıncının düşürülmesine uzun sürede net bir etkisi yoktur ancak  sigara diğer kardiyovasküler riskleri de etkiler. Sigaranın  bırakılmasını takiben kilo alınmamasına dikkat edilmelidir. Hastasına  sigara içmemesini söyleyen doktorun inandırıcı olabilmesi için  kendisinin de sigara içmemesi gerekir. Türkiye'de ne yazık ki sigara  içen doktor sayısı çok fazladır. Ancak her hasta kendisinden sorumlu  olduğunu unutmamalıdır. &lt;br /&gt;Alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Günde 30 ml ethanolden daha az Alkol tüketilmelidir. 720 ml bira, 300 ml şarap, 60 ml 100 derece viski ve 60 ml rakıda 30 ml ethanol bulunur. Zayıf insanlarda ve kadınlarda,  ethanol alımı, günde 15 ml ile sınırlandırılmalıdır. Uygun miktarda  alınan alkolün, koroner arter hastalığı üzerine olumlu etkileri vardır.  Aşırı alkol tüketimi kesinlikle engellenmelidir. &lt;br /&gt;İlaçsız tedavinin yeterli kan basıncı kontrolü sağlamadığı  hastalarda, ilaçla tedaviye başlanmalıdır. Kan basıncı, sistolik (büyük)  160 mm Hg veya diyastolik (&lt;adklik id="adklik20"&gt;küçük&lt;/adklik&gt;) 100 mm  Hg'nın üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen başlanmalıdır. Genel  eğilim, hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri varsa, sistolik  kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan  basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg değerlerinde de ilaç  tedavisine başlamaktır. &lt;br /&gt;Kan basıncı yüksekliğine birçok mekanizma &lt;adklik id="adklik21"&gt;yol&lt;/adklik&gt;  açar. Bu nedenle, etki mekanizmaları değişik olan çok sayıda ilaç  geliştirilmiştir. Bu ilaçlardan birçoğu, geçmişte yaygın olarak  kullanılmasına karşın günümüzde, artık kullanılmamaktadır. Günümüzde  kullanılan ilaçlarla kan basıncını kontrol altına almak hastaların  neredeyse tamamında mümkündür. Birçok hasta veya hasta yakını  ülkemizdeki ilaçları yeterli bulmayıp yurt dışından ilaç getirmektedir  veya yurt dışında yaşayan yakınları bu ilaçlar daha etkili diye  hastalarımıza göndermektedir. Ülkemizde bulunan ilaçlar, çok az sayıda  hasta dışında yeterlidir. Bu nedenle hastaların &lt;adklik id="adklik22"&gt;önemli&lt;/adklik&gt; kısmında yurt dışından ilaç getirmeye gerek yoktur.&lt;br /&gt;İlaç seçiminde, 30-40 yıl  önce geçerli olan basamak tedavisinde kullanılan ilaçların bir kısmı  günümüzde kullanılmamaktadır; bu nedenle ve yeni ilaçların  geliştirilmesi ile günümüzde basamak tedavisi terkedilmiştir. Günümüzde,  hastanın hedef organ hasarını, yaşam kalitesini, eşlik eden  hastalıkları ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerini dikkate alan ve tedavinin bu veriler altında planlanmasını öngören bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımına geçilmiştir. İlaç tedavisinde &lt;adklik id="adklik23"&gt;önemli&lt;/adklik&gt;  noktalardan bir tanesi, tedavi maliyetidir. Ancak tedavi maliyetinin  ilaç maliyetinden başka laboratuvar incelemeleri, vizite ücreti, hekim  ile hastanın kaybettikleri ve yan etki maliyeti gibi unsurları da  içerdiği unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;Günümüzde, basamak tedavisi yerine bireyselleştirilmiş tedavi kullanılmalıdır. &lt;adklik id="adklik24"&gt;Bireysel&lt;/adklik&gt;  tedavide, ilaçların yan etkileri ve hipertansiyona eşlik eden  hastalıklar gözönünde tutulur. Genel olarak, bu ilaçların  antihipertansif etkinlikleri birbirine benzer ve hastaların yaklaşık %  5-10'u verilen ilacı, yan etkisi nedeni ile bırakmak zorunda kalır.  Tedaviye ikinci bir ilaç eklenmesi söz konusu ise uygun kombinasyon  seçilmelidir. Tedaviye tek ilaçla başlanmış ise tedavi değiştirilmeden  (ciddi yan etki yok ise) önce, 4-6 hafta beklenmelidir. Tedavi  değişikliği, doz artırımı veya ikinci ilaç eklenmesi şeklinde olabilir.  Şiddetli hipertansiyon (Diyastolik kan basıncı 130 mmHg'dan fazla ise)  veya hipertansiyona bağlı ciddi organ fonksiyon bozukluğu var ise,  tedaviye birden fazla ilaçla başlanabilir.&lt;br /&gt;İlaç seçiminde, "yeni ilaçların eski ilaçlardan daha iyi olduğu" düşüncesi, her zaman doğru değildir. Yeni ilaçların Reklamı  daha fazla yapılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, iyi ilacın reklamı  olmaz.İlaç seçimi, kesinlikle bir doktor tarafından yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavide başarısızlık&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Birçok hastada, önerilen tedaviye rağmen kan basıncı kontrol altına  alınamaz. Hipertansiyon tedavisinde değişiklik yapmadan önce, tedavide  başarısızlığa &lt;adklik id="adklik25"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açabilecek nedenler, gözden geçirilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavide başarısızlığa &lt;adklik id="adklik26"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açan nedenler : &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Tedaviye uyumsuzluk &lt;br /&gt;2. İlaçla ilişkili nedenler &lt;br /&gt;3. Hasta ile ilişkili durumlar &lt;br /&gt;4. Sekonder hipertansiyon &lt;br /&gt;5. Sıvı fazlalığı &lt;br /&gt;6. Yalancı hipertansiyon &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Sık Yapılan Hatalar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Her kan basıncı yüksekliğinde dil altı nifedipine (turuncu kapsüller)  çiğnemek. Dil altı nifedipine sadece acil durumlarda kullanılmalıdır.  Her kan basıncı yükselmesi acil durum değildir. Dil altı nifedipine kan  basıncını hızla ve kontrolsuz düşürerek istenmeyen sonuçlara (felç, kalp  krizi, ölüm vb.) yol açabilir. &lt;br /&gt;2. Tansiyon düşürücü ilaçları bir süre kullanıp bırakmak. Birçok  hasta, ilaçlarla kan basıncı kontrol altına alınınca ilacını bırakır.  Hipertansiyonun büyük olasılıkla ömür boyu hastaya eşlik edeceği  unutulmamalıdır. İlacın bırakılması, hipertansiyonun vücuda zarar vermesine &lt;adklik id="adklik27"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açar. &lt;br /&gt;3. Birçok hastada mevcut olan "vücut ilaca alışır, ilaç yan etki  yapar, ilaç bağımlılık yapar" şeklindeki düşünce kesinlikle yanlıştır.  Hastaya en büyük zararı kontrolsuz hipertansiyon verir. &lt;br /&gt;4. İlaç kullanan hastaların ilaçsız tedaviyi ihmal etmeleri. İlaçsız  tedaviye dikkat edilmezse antihipertansif ilaçların da etkisi çok azalır  veya ortadan kalkar. &lt;br /&gt;5. Hipertansiyon tedavisi ancak sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisi ile  mümkündür. Hasta sorumluluklarını yerine getirmez ise doktor doktor  dolaşmasının hastaya bir yararı yoktur. &lt;br /&gt;6. Hipertansiyonun çok yaygın bir hastalık olması, kamuoyu ve  medyanın da ilgisini çekmiştir. Gerek kamuoyu gerekse medyada  hipertansiyon konusu çok konuşulmakta ve bu konuda uzman olmayan  kişilerin de fikirleri yansıtılmaktadır. Hastalar, yetkisiz ve bilgisiz  kişiler tarafından eksik ve yanlış bilgilendirilebileceklerini  unutmamalıdır. &lt;br /&gt;7. Komşu veya arkadaşın tavsiyesi ile ilaç alınması ciddi zararlara &lt;adklik id="adklik28"&gt;yol&lt;/adklik&gt; açabilir. &lt;br /&gt;8. Hastalar kendilerini rahatsız eden baş ağrısı, nefes darlığı,  çarpıntı gibi yakınmalar ortadan kalkınca tedaviyi gevşetebilirler.  Tedavide, amacın sadece hastayı o dönemde rahatsız eden baş ağrısı,  nefes darlığı, çarpıntı gibi yakınmaları gidermek değil, aynı zamanda hedef organ hasarını önleyerek veya geri çevirerek kalıcı sakatlık ve ölümleri azaltmak olduğu unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;9. Daha önce kullandığı tedavinin etkisiz olması durumunda, doktora  giden hasta, genellikle ilk ilacı etkisiz diye bırakarak yeni bir ilaç  kullanmaya başlar. Tedavinin başarısız olduğu durumlarda, genellikle  tedaviye ikinci bir ilaç eklenmelidir.Bu hatada, hastanın doktorunun da  payı olabilir. &lt;br /&gt;10. Kullanılan ilacın ismini hatırlamamak veya doktora giderken ilaç kutusunu yanına almamak. &lt;br /&gt;11. Kan basıncı değerlerinin kaydedildiği formları, doktora giderken yanına almamak. &lt;br /&gt;12. "Bünyem, yüksek tansiyona alışmış" deyip hipertansiyonu ciddiye almamak. &lt;br /&gt;13. Kan basıncı yüksekliğini sadece strese (gerginliğe) bağlayıp tansiyon ilacı kullanmamak. &lt;br /&gt;14. "Ben tansiyonumun yükseldiğini hissediyorum" deyip yakınma  olmayan zamanlarda kan basıncını ölçtürmemek. Bunun iki sakıncası  olabilir; &lt;br /&gt;1. Kan basıncı hastanın bir yakınması olmamasına rağmen yüksek olabilir. &lt;br /&gt;2. Hastanın kan basıncı yüksekliğine bağladığı yakınmaları, başka hastalığa bağlı olabilir. &lt;br /&gt;15. Kan basıncı kontrol altına alınan bir hastanın ilacı bırakarak  "kan basıncı yeniden yükselecek mi" diye deneme yapması. Antihipertansif  ilaçlar bırakılsa bile kan basıncını düşürücü etkileri, bir süre daha  devam eder. Hastada geçici hipertansiyon yok ise, ilaç bırakılınca kan  basıncı bir süre sonra kesinlikle yeniden yükselecektir. İlaç kesilmesi  ve doz değişikliği kesinlikle doktor tarafından yapılmalıdır. &lt;br /&gt;16. Muayeneye gelen veya tahlil için kan verecek hastanın o &lt;adklik id="adklik29"&gt;gün&lt;/adklik&gt;  ilacını almaması. Hipertansiyonu olan hastalar, tahlil için aç kalmak  zorunda olsalar bile çoğu zaman çok az su ile tansiyon ilaçlarını  alabilirler. &lt;br /&gt;17. "İlacın bitmesi, muayeneye kısa bir zaman kalması" gibi  nedenlerle ilaç tedavisine kısa süreli bile olsa kesinlikle ara  verilmemelidir. &lt;br /&gt;18. Hipertansiyon tedavisinin sakinleştirici ilaçlar ve sarımsakla yapılması, tansiyon düşürücü ilaç kullanımından kaçınılması. &lt;br /&gt;19. Sadece büyük tansiyonla ilgilenmek &lt;br /&gt;&lt;!-- google_ad_section_end --&gt; &lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;&lt;hr /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4134921687851628085-6580845096480579597?l=hipertansiyonnedir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/6580845096480579597/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir-tedavisi-hastalg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/6580845096480579597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/6580845096480579597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir-tedavisi-hastalg.html' title='Hipertansiyon nedir tedavisi hastalığı'/><author><name>Eloxy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085.post-4579970120806163357</id><published>2010-08-06T07:31:00.000-07:00</published><updated>2010-08-06T07:31:17.143-07:00</updated><title type='text'>Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana,Helvetica,Arial; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu &lt;b&gt;basıncın normalden fazla  olmasına hipertansiyon denir.&lt;/b&gt; Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise,  YÜKSEK TANSİYON'dur.  Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Helvetica,Arial; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;li&gt;Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)   &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı) &lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Helvetica,Arial; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;   &amp;nbsp;&amp;nbsp; Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon,  kalbin gevşemesi  esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem &lt;b&gt; büyük tansiyon hem de  küçük tansiyonun normalden fazla olması HİPERTANSİYON'dur.&lt;/b&gt; Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir.  Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir.  Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondakı yüksekliği önemsememektedir;  bu çok yanlıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Helvetica,Arial; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica; font-size: x-small;"&gt;  &lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hipertansiyonun Önemi&lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve  ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının &lt;b&gt;  kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması,&lt;/b&gt; hipertansiyonun önemini artırmaktadır.  Hipertansiyon, değişik &lt;b&gt; böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına  yol açabilir.&lt;/b&gt; Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha  sık rastlanır. Amerika Birleşik Devletleri'nde, hipertansif hasta sayısı, yaklaşık  50 milyondur. Türkiye'de, 1993 yılında yapılan bir çalışmada, 4023 adet kan basıncı  ölçümü yapılmıştır. Bu çalışmada, diyastolik kan basıncı, hastaların % 36' sında 85  mm Hg ve sistolik kan basıncı hastaların % 20'sinde 145 mm Hg'dan daha yüksek  bulunmuştur. 70 yaşın üzerinde, hipertansiyon sıklığı % 30'lara çıkabilir. Özet  olarak; &lt;b&gt; toplumdaki 5-6 erişkinden birinde, kan basıncı yüksekliği vardır.&lt;/b&gt;  &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4134921687851628085-4579970120806163357?l=hipertansiyonnedir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/4579970120806163357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-yuksek-tansiyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/4579970120806163357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/4579970120806163357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-yuksek-tansiyon-nedir.html' title='Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?'/><author><name>Eloxy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085.post-8950306372814377509</id><published>2010-08-06T07:30:00.001-07:00</published><updated>2010-08-06T07:30:29.570-07:00</updated><title type='text'>Hipertansiyon nedir?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı  demektir. Kan damarları bir ağacın dalları gibi kalpten çıkıp tüm organ  ve hücrelere gerekli oksijen ve besin maddelerini ulaştıran kan  hücrelerini taşırlar. Damarlarımızdaki kanın hücrelere ulaşması ancak  bir basınç altında akmasıyla mümkündür ki biz buna kan basıncı diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;span id="more-22"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir  yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan  basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir.  Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg üzerinde olan  kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı  devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan  bahsedilir.&lt;br /&gt;Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer  tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları  için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez  teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp  ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;h3&gt;Hipertansiyonun Sınıflandırılması&lt;/h3&gt;&lt;h4&gt;1. Birincil(Esansiyel) Hipertansiyon&lt;/h4&gt;Hipertansiyon vakalarının %90′ı nedeni bilinmediğinden Birincil  (Esansiyel) Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni  yoktur.&lt;br /&gt;&lt;h4&gt;2. İkincil Hipertansiyon&lt;/h4&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Böbrek hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bazı ilaçlar(doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gebelik&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Alkol kullanımı gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;h3&gt;Risk Grupları&lt;/h3&gt;Esansiyel Tipte yüksek tansiyonun nedeni bilinmese de gelişmesini kolaylaştıran bazı faktörler sıralanabilir:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kalıtım: Ailesel yatkınlık&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cinsiyet: Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte kadınlarda menapoz sonrası görülme sıklığı artar&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yaş: Genellikle 35 yaş üzerinde ortaya çıkar&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Obesite&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Alkol&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sigara&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Diyabet&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yanlış beslenme ve tuzlu diyetler&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hareketsiz yaşam şekli&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Doğum kontrol ilaçları kullananlar&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Stres&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;h3&gt;Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir?&lt;/h3&gt;Zaman zaman sinsi bir şekilde belirti vermeden de ortaya çıkabileceği  gibi özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı,  bulantı-kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak  çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma  gibi belirtiler göz ardı edilmemeli, hipertansiyon yönünden  araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;h4&gt;Hipertansiyonun vücuda zararları nelerdir?&lt;/h4&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ateroskleroz(Damar sertliği)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Beyin kanaması ve felç&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp krizi ve yetmezliği&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gözlerde görme kaybı&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Böbrek hasarı gibi hastalıklar kişinin yaşam kalitesini bozar ve ömrünü kısaltır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Bu nedenle hipertansiyon önemle tedavisi gereken bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;h3&gt;Hipertansiyondan Nasıl Korunabiliriz?&lt;/h3&gt;Öncelikle ilaç dışı tedaviler şeklinde adlandırılan aşağıdaki yaşam tarzı değişikleri yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Tuz alımının kısıtlanması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İdeal kilonun korunması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sigara kullanılmaması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Alkol alınmaması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Düzenli egzersiz yapılması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Stresi kontrol yöntemlerini kullanmak. Yoga meditasyon gibi gevşeme tekniklerinin uygulanması&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;İlaç dışı yöntemlerle tansiyonun istenen düzeye indirilemez ise  çeşitli tansiyon düşürücü ilaçlar içersinden size en uygun seçimi  doktorunuz yapacaktır. Düzenli kontrollerinizi yaptırın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4134921687851628085-8950306372814377509?l=hipertansiyonnedir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/8950306372814377509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir_06.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/8950306372814377509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/8950306372814377509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir_06.html' title='Hipertansiyon nedir?'/><author><name>Eloxy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4134921687851628085.post-2635643898289742157</id><published>2010-08-06T07:29:00.000-07:00</published><updated>2010-08-06T07:29:37.404-07:00</updated><title type='text'>Hipertansiyon nedir?</title><content type='html'>&lt;b&gt;20 yaş ve üzerindeki Türk erkeklerinin %30’u kadınlarının ise  %35’i yüksek tansiyon hastası.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60  yaşını aşan bireylerde ise hipertansiyona her 3 kişinin 2’sinde  rastlanıyor. Hipertansiyonlularda ilaç kullanımı oranı ise erkeklerde  %31, kadınlarda %41.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyon,  arteryel kan basıncının normal sayılan sınırların dışına çıkması olarak  tanımlanır. Sistolik veya büyük tansiyon, kalbin atım yapması sırasında  atardamarlara uyguladığı basınç, diyastolik veya küçük tansiyon ise  kalbin kanla dolduğu sırada atardamardaki dirençtir. Kan basıncı dakika  dakika farklıdır, vücut pozisyonuyla, egzersizle, uyku ve uyanıklık  durumuyla değişkenlik gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 yaş ve üstündeki erişkinler için kan basıncı sınıflandırılması Bugün büyük tansiyon (sistolik) için kan basıncının 140 mmHg,  küçük tansiyon (diastolik) için kan basıncı 90 mmHg’nin üzerinde  bulunması hipertansiyon olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;     HİPERTANSİYONUN NEDENLERİ:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hipertansiyonlu hastaların yaklaşık %95’inde herhangi bir neden  bulunmaz, ancak risk faktörlerinden söz edilebilir. Bu gruba bilim  dilinde esansiyel (primer), günlük kullanım dilinde sinirsel (asabi)  hipertansiyon denilir. Bu gruptaki hastalar genellikle orta yaşlı,  kilolu, sınırlı fiziksel aktiviteye sahip, fazla tuz tüketen, fazlaca  alkol tüketen, sigara içen kimselerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetik yatkınlığın, siyah ırkın menopozun ve stresin de hastalığın açığa çıkmasını kolaylaştırdığı biliniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;%5’in altındaki grup hastlarda hipertansiyonu başlatan bir neden söz  konusundur. Sekonder (ikincil) hipertansiyon denilen bu grupta yüksek  tansiyon böbrek ve böbreküstü hastalıklarından, hormonal hastalıklardan,  doğum kontrol hapı kullanımından kaynaklanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;     HİPERTANSİYONUN BELİRTİLERİ NEDİR? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Hipertansiyon çoğunlukla ciddi yakınmalara yol açmayabileceğinden  yıllarca bilinmeden kalabilir. Genellikle doktora başvurma şikayetleri;  &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Baş ağrısı, &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Ense ağrısı, &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Kafada sıcaklık hissi, &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Yüzde kızarma, ateş basması &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Göğüste basınç hissi &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Derin nefes alma ihtiyacı &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Çarpıntı hissi &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Göğüs ağrısı &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Kulakta uğultu &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Konsantraston bozukluğu &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     HİPERTANSİYONUN SONUÇLARI:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  Hipertansiyon, damar sertliği (arteroskleroz) gelişmesi için uygun  ortam hazırlar. Eğer hipertansiyonla birlikte şeker hastalığı, kan  yağlarında (lipidler) yükseklik de varsa bu süreç daha da hızlanır. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  Hipertansiyon tamamen ortadan kaldırılamaz, ancak kontrol altına  alınabilir. Bu nedenle hipertansiyonlu bireylerin yaşam tarzını düzene  sokmaları, kiloluysalar kilo vermeleri, düzenli egzersiz yapmaları, ilaç  önerildiyse önerilen ilaçları kesintisiz olarak almaları ve düzenli  tansiyon kontrolü yaptırmaları gerekir. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     TANSİYON TAKİBİ YAPARKEN: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Tansiyonunuzu aynı saatlerde ve düzenli olarak aynı koldan ölçünüz. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Ölçümden önce sakin ve dinlenmiş olunuz. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Ölçümlerinizin aynı pozisyonda (yatar veya oturur) yapılmasına dikkat ediniz. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     TEDAVİYE YARDIMCI ÖNLEMLER:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Aşırı kilolu hastaların kilo vermesi tansiyonun düşürülmesinde büyük önem taşır. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  İdeal kilodan %20 fazla kilolu olmak hipertansiyon riskini yaklaşık 8  kat arttırır. Kilolu olmayan hastaların da yağ tüketimini azaltması, et  veya proteinli gıdalar yerine daha fazla sebze-meyve yemeleri önerilir. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Alkol kullanımı azaltılması, günde 1-2 kadehten fazla alkol tüketilmemesi önerilir. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  Sigaranın mutlaka bırakılması gerekir. Sigara içmek doğrudan etkiyle  tansiyonu yükselttiği gibi, damar sertliğini de hızlandırır ve akciğer  kanserinin bilnen en önemli nedenidir. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     TUZ TÜKETİMİNİN AZALTILMASI:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  Tuzu kesmeniz veya azaltmanız, potansiyel tuz içeren gıdalardan (turşu  soda, hazır çorbalar, cipsler, füme etler, ketçap…vb.) uzak durmanız  gerekir. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Günde maksimum 2 gr. tuz alımı idealdir. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     EGZERSİZ VE YÜRÜYÜŞ:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Hipertansiyon kontrol altına alındıktan sonra aktif olmaktan kaçınılmamalı ve düzenli olarak yürüyüş yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt;  Düzenli yürüyüş yapmak hem kilo vermenize yardımcı olur, hem de  kalp-damar sisteminizin güçlenmesine ve kalbi besleyen yedek damarların  açılmasına yardımcı olur. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Times New Roman,Times; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;     STRESLE BAŞA ÇIKMA:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Ev ve işinizde stres yapan değiştirilebilir nedenleri değiştiriniz. &lt;br /&gt;&lt;img alt="*" border="0" height="7" hspace="1" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" vspace="1" width="7" /&gt; Stres azaltıcı çeşitli teknikler (yoga, meditasyon …vb.) faydalı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4134921687851628085-2635643898289742157?l=hipertansiyonnedir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/feeds/2635643898289742157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/2635643898289742157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4134921687851628085/posts/default/2635643898289742157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hipertansiyonnedir.blogspot.com/2010/08/hipertansiyon-nedir.html' title='Hipertansiyon nedir?'/><author><name>Eloxy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
